

Diyelim ki bir film olmayı isteyeyim:
Andrei Tarkovski’ den Andrei Rublev. Karanlık kuzey akşamları manastır izbelerinde yaldızlı tanrılar sunmak dünyaya.
Hadi bir renk olayım bir kereliğine ve son kez:
Ungaretti’ nin ‘ Batık Liman ‘ ına vuran güneşin sarısı.
Tarihte varmış yokmuş bir kişil olmak desem:
Alman Köylü Savaşı esnasında Thomas Muntzer’ in tek sır kâtibi. Yan yana, bakışa bakışa boynu vurulmak.
Bir kitabın yazılışına an be an şahit olmak durumu: Sibirya’ daki kürek cezasından dönmüş peygamber Dostoyevski’ nin yanı başında ‘ Ölü Bir Evden Hatıralar’ ını yazarken yüzünü, yüzünün aldığı ifadeleri ve parmaklarını seyretmek onun. Kuşkusuz ki, bitip tükenmez sigara ve votka sağanağıyla.
Hüseyin’in bir hayvan olarak tasviridir:
Çocukluğumun Karadeniz kasabasındaki o asma yapraklı balkonda yaralarını sağalttığım ve babamın onu doğaya salmasını gözyaşları içinde seyrettiğim atmacanın gelip beni bulmasını bekliyorum. O benim daracık hafızamda sonsuzca uçurduğum Turul’ um, Garuda’ m, Simurg’ um.
* "Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum"
_________________________________________________